SEÇİL VE METE AKTEPE ÇİFTİ İLE KEYİFLİ RÖPORTAJ

SEÇİL VE METE AKTEPE ÇİFTİ İLE KEYİFLİ RÖPORTAJ

Gezginlerle röportaj adlı bölümümüzün bu haftaki konukları sevgili Seçil ve Mete Aktepe çifti.

Seçil ve Mete AKTEPE çifti, Çanakkale’de yaşıyor. Her ikisi de kamu kurumlarında çalışıyor. Seçil Hanım, Ortaokulda Türkçe öğretmeni, Mete Bey ise Sağlık Müdürlüğü’nde Psikolog. Gezi, parti, tenis, elektronik müzik ve dans gibi ortak özellikleri olan çift de zaten sirtaki kursunda tanışmış. Dans için birbirlerine kol bağlarken, hayatları birbirine bağlanmış. ”Ne gezdiniz be” lafını çok sık duymanın verdiği teşvik ile harekete geçip, gezi deneyimlerini paylaşmayı seçmişler. Çift, “Seç”il ve “Me”te Gezginleri olarak gezi ismini oluşturmuşlar. Seçme Gezgin, 2019 yılından beri çift olarak Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerini birlikte deneyimlemeye başlamış, öyle de devam edecekler gibi duruyor.

“Türkiye’nin en batısından tüm yurda, dünyaya…” sloganı ile yola çıkan çift; gezip gördüklerini, keşiflerini ve deneyimlerini “secme.gezgin” adı Instagram sayfasında paylaşıyorlar. Ayrıca, secmegezgin.com adlı web siteleri de var.

Seyahat tutkunuz nasıl başladı?

2010 yılında her ikimiz de ayrı ayrı noktalarda gezilerimize başladık. Gezmeyi aslında yeni deneyimler olarak değerlendiriyoruz. Farklı bir yerde yeni bir deneyim var, oraya gidip deneyimliyoruz. Geziyor, tarihe dokunuyor, meşhurları yiyip içip, eğlencelere dalıyoruz. O kültürleri, insan davranışlarını gözlemliyoruz. Psikologluğun bir getirisi belki de.

Seçil için de keşfetme duygusu ağır basıyor. Yaz tatilini kaliteli değerlendirme güdüsünden hareketle gezip keşfetmeyi planlı gerçekleştiriyoruz. Atamızın sözü ile; “Az zamanda çok ve büyük işler yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.”

Keşfetme, merak etme, deneyimleme isteği içimizden geliyor. Yaşımızın gereklerini tam o yaşımızda yaşamak istiyoruz. Gezme zamanı gezme.

İkimiz de o kadar çok gezmişiz ki; kendi ailelerimizde benim adım “Gezenti’ye”, Seçil’in ismi ise “Ayağı Yanık Kedi”ye çıkmış. Halbuki aynı şehirde olup hiç karşılaşmamışız, hep gezdiğimizden belki de.

-Ayağı yanık kedi epey iyiymiş. Ayrıca felsefenizi de tuttum. Tebrik ederim…👍👏

Göçmenlerin dilinde epeydir var olan bir ifadedir.

Seyahat sizin için ne ifade ediyor?

Deneyim. Uzakta bir yer var. O yerin de bir özelliği var. Tarihi, kültürel farklılığı, yiyeceği ve içeceği ile meşhurluğu, sahili, denizi, konseri, partisi, eğlencesi, oyun oynaması, sakinliği, huzuru ve benzeri her ne ise… Seyahat edip o şeyi deneyimlemek istiyoruz. Yeni bir şeyi keşfetmek istiyoruz. Bizim seyahat planlarımız deneyimlemek üzerine. Ancak “Deneyimledik, tamam. Bir daha buraya gelmeyiz, aynı şeyi yapmayız.” demiyoruz. Beğendiysek ve vaktimiz varsa ona göre süreyi uzatıyoruz, oraya tekrar tekrar gidip deneyimliyoruz.

-İşte budur 👍 Seyahate böyle bakanları severim. Gidilen yeri yaşamak, seyahatin olmazsa olmazı denebilir…

Katılıyoruz. O yerin hakkı verilmeli. Uzaktan bakmak yetmez, yaşamak da lazım.

Seyahatlerinizde bavulunuzda olmazsa olmazınız var mı? Varsa nedir?

Bizim için bu sorunun cevabı uzun olacak.

😃

Kıyafetlerin yedekleri illa ki oluyor. Kişisel bakım, banyo ürünleri, dikiş setleri, yastık ve çarşaflara sıkmak üzere pratik yüzey spreyi her zaman bulunduruyoruz. Hangi otele gitsek odamız aynı kokuyor; neden mi? Domestos Yüzey Spreyi sayesinde…

😂

Bavulun olmazsa olmazı ecza setimiz. Kas gevşetici krem ve haplar, vitamin hapları ve efervesan tabletler, ağrı kesici haplar, bel ve diz hasarları için korseler, yaralanmalar için batikon, yara bandı ve sargı bezi başı çekiyor. Tabi akşamdan kalma durumları için mide asit düzenleyicisi Alka Seltzer, antibiyotik haplar, tekneler için özellikle mide tutmasını önlemek için haplar ve suni gözyaşı damlaları diye sayabiliriz. Son olarak ise özellikli bir bilgi verelim; ani gelişebilecek böbrek ağrıları için kaya levreği (eşkina) balığının kafasından çıkan mozaik taşlar vardır. Bunları havanda toz haline getirerek zeytinyağı ve limon ile yediğinizde ağrının 10 dakika içinde kesildiğini göreceksiniz. Biraz koca karı tedavi tarifi gibi gelebilir ama 4 deneyim sonrasında bunları yazıyoruz.

-Yoo estağfurullah. O tarifi duymuştum. O kadar eşyayı bavul alıyor değil mi? 😃

Bavullar, bavulcuklar, çantalar ve çantacıklar…

-Çok iyi👍

Bir de araba bagajından bahsedelim; araba acil durum ihtiyaçlarının yanı sıra; ütü, saç kurutma makinesi, kamp sandalyesi, koli ile su ve atıştırmalık çantası olmazsa olmazlarımız.

Sizce Seyahat mi yoksa Tatil mi?

Her ikisi de. Seçil ile seyahat planı yaparken her ikisini de dengeli olarak planlıyoruz. Gün içerisinde tarihi yerlerin gezilmesi planı, bakir bir koyda yüzülmesi ile devam ederken, akşamüstü dinlenip yemek sonrası akşam eğlencesi ile gün sonlanıyor. Kimi gün sadece dinlenip deniz ve güneş keyfi yapılıyor. Kimisinde ise tarihi ve kültürel güzelliklere kendimizi kaptırıp gün batımı seyri ile geceyi karşılıyoruz. Başka bir gün ise otelde vakit geçirip, fotoğraflarımızı derleyip deneyimlerimizi kaleme alıyoruz. Sürekli gezerek vücuda da çok yüklenmemeli, deşarj olunabilecek mecralar sağlanmalı.

Sözün özü, her ikisi de bizlik ama seyahat, bir tık öne çıkar.

-Evet, gezgin deyince zaten seyahat her zaman ön plandadır. Seyahatin içinde zaten, tatil de oluyor duruma göre.

SEYAHAT Mİ TATİL Mİ yazısına göz atmak isterseniz tıklayabilirsiniz…

Seyahatin size kattığı en önemli şey nedir?

Bakış açımızı geliştirdiğini düşünüyoruz. Farklı kültürler, insan çeşitliliği ve farklı insan davranışları gözlemliyoruz. Böylelikle de onların bakış açılarını öğreniyoruz. Söylediği bir söz, duruşu, bakışı, mimikleri birçok emare içeriyor. Beden dili yorumlamalarımız gelişiyor. Daha iyi iletişim kuruyoruz. Empati ile yaklaşım konusunda kendimizi geliştiriyoruz.

Seyahati planlasanız da program istediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Para, mesafe, hava durumu, otel ve restoran tercihi konularında yanılabiliyorsunuz. Hemen alternatif bir plan, durumdan en az zararla ayrılma noktasında kafanız çalışmaya başlıyor. Stres durumunda vücudun alarm hali kişisel olarak sorunlarla başa çıkma becerilerimizi de geliştiriyor. İktisadi olmayı öğreniyorsunuz. Seyahat anlayışımız uygun zamanda, uygun araç gereçleri kullanarak maksimum fayda ile ayrılmak. Maksimum eğlence, maksimum dinlenme, maksimum öğrenme…

Seyahatimizde karşılaştığımız bazı kişilerin hareketlerini yorumluyoruz, az biraz da dedikodularını yapıyoruz (yalan yok). Tekne turundaki bir misafir, yan şezlongdaki bir turist, otel görevlisi ya da dikkatimizi çeken herhangi birisi… Kimseyi üzmüyoruz, ortak paydada buluşuyoruz. Kimi zaman yaşadıklarımızı çok eleştiriyoruz. Yaşadığımız olumsuz ya da olumlu deneyimler hakkında konuşuyoruz, resmen kendimize brifing veriyoruz. Seçil ile hem geziyor, hem kişisel gelişiyoruz. 😃

-Cevaplar harika. Röportaj, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi gibi ilerliyor. Röportajı okuyan, bavulu aldığı gibi kendini bir yerlere atabilir. Bavulu sizler kadar doldurmazlar muhtemelen…😉

Çok teşekkür ederiz, hakikaten çok keyifle ilerliyor röportaj. İlham olmak ve deneyimlerimizi aktarmak isteriz bizler de. Instagram’a yazıyoruz. Buyursunlar, okuyup faydalansınlar…

Bir roman kahramanı olsaydınız, romanın hangi yıl nerede geçmesini isterdiniz?

Çok farklı bir cevap vereceğiz bu soruya. Osmanlı’nın güçlü olduğu, Avrupa’ya diz çöktürdüğü yıllarda geçen bir roman olsun isteriz. Tam tarih vermeyelim. Bu romandaki kahraman ise birer ulak olsun. Haber götüren, dere tepe düz giden, ama gittiği yerlere de geze geze giden iki ulak olsun. Finalde de kellemiz yerinde dursun. İçeriği doldurulur. Vize derdi yok, bize her yer Schengen…

-Cevap, harika ve komik.👍😃 Geze geze giderseniz, işler biraz ağır ilerler ama neyse…😉😃

Mehterandan adım atmayı da öğrendik, şükür. 2 ileri bir geri. Acelemiz yok. 🙂🙃😂

Hayatınızdaki ilk seyahatiniz nereye ve kimlerleydi?

Benim ilk seyahati sanırım bundan 19 yıl öncesine dayanıyor. Fenerbahçe Galatasaray maçının 6-0 bittiğini hatırlarsınız. İşte bu maçın rövanş maçına, Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan maça, Çanakkale’den taraftar grubu ile gidilmişti. Tabi gitmişken İstanbul’u da gezme fırsatımız olmuştu. Kalabalık şehrin Taksim, Beyoğlu ve Eminönü gibi ünlü bölgelerini gezmiştik. Aileden gizli gitmenin tedirginliği de yok değildi hani. Hem İstanbul’un güzelliği hem de maçın kendisi çok heyecan vericiydi. Galibiyet ve yeni yerler gezmiş olmanın mutluluğu ile eve dönmüştük.

-6-0’dan sonra, rövanşta gitmek demek iyi bir Galatasaraylı olduğunuzu gösterir. İnanç ve ümit…👍👏

O dönemin en özverili taraftarlarındandık, ultrAslanın ilk üyelerinden…

Seçil’in ise; ilk tek başına gerçekleştirdiği seyahat Edirne’ye idi. Yaklaşık 20 yıl önce, halk oyunları yarışması için gitmiştik. Burada bir parantez açayım; dans ikimizin de hayatında her daim olmuş. Öyle ki; bizim tanışmamız da; ikimizin hem Sirtaki Festivaline katılmak hem de Ayvalık’a gezi için gittiğimiz esnada gerçekleşti. İlk seyahatime dönersem; yarışmada Marmara Bölge birincisi olmuştuk. O yüzden hocalarımız Edirne’de bir gün daha kalmamıza ve Edirne’nin birçok tarihi-turistik yerlerini gezmemize izin vermişlerdi. Benim için birçok yönden mutlu bir hatıra.

-Tebrik ederim, büyük başarı…👍👏

İkimizin de 20 yıl evveli. Vay be. Yaşımız da 35 ve 34 zaten. Yaşlı mıyız ki?

-Yaşlı mı hadi canım daha durun bakalım. En güzel yaşlar.

Yolun 3’te 1’i daha. İnsan ömrü uzadı. Yarısı 35 değil artık.

-Kesinlikle. Elbette bilemeyiz ne kadar ömrümüzün olduğunu ama artık eskiden yaşlı dediklerimiz şimdi orta yaşlı olarak geçiyor.

Türkiye’de ve dünyada bugüne kadar gittiğiniz yerlerden en beğendiğiniz yer hangisi? En beğendiğiniz yer Türkiye’de ise tek cevap verebilirsiniz.

Seçil için Aspendos Antik Tiyatrosu, tiyatro sahnesinin ihtişamı ve bu denli sağlam kalması diyebiliriz. Yurtdışında ise, Portofino/İtalya kalabalıktan uzak olup İtalya’nın sıcacık sahillerinin havasını içine çekebildiğiniz bir yer olmasından mütevellit baş tacı olarak söyleyebiliyoruz.

Aspendos Antik Tiyatrosu

Benim için ise Patara Kum Tepeleri diyebiliriz. Çöle düşenleri esprili bir şekilde ele aldığımız videolar bize keyifli vakitler geçirtti. Her gidişimizde aynı tatta videolar çekebiliyoruz. Romanya Parlamento Sarayı, Pentagon’dan sonra yapılan en büyük yapı. Mimari şahaneliği, gözündem hiç gitmeyecek.

End of the story. İnsan özlüyor.

-Özlenmez mi? Ne güzel anılar biriktirmişsiniz.

Tekrar gitmek isterim dediğiniz bir yer var mı, varsa neden ve neresi?

Ege sahilleri diye ortak bir dil kullanabiliriz. Harika denizleri var. Tekrar tekrar gideriz. Benim için; Lviv, Ukrayna da uğrayacağım bir yer. Lviv’deki konsept kafelere sıkılmadan defalarca gidebiliriz. Ev ortamında eğleniyormuşçasına, turistlere ve yerel halka güzel hitap ediyor. Ortaçağ işkence restoranları, bira tiyatroları, kahve madenlerinde içilen alevli kahveler…

Seçil için; Barcelona tekrar görmek istediği bir yer. Tarihle iç içe olması, durmayan eğlence anlayışı, kumsal barları…

Barcelona

Yeni yer keşfi daha ağır basıyor tabi.

-O aşk her zaman olur ama gidip de çok beğendiğiniz bir yere bir gün tekrar kavuşma isteği ve arzusu da başkadır.

😍👏

-Ben de öyleyim, kendimden biliyorum…

Bir daha asla gitmem dediğiniz bir yer var mı, varsa neden ve neresi?

Aslında çok uyumluyuzdur, daha da gelmeyiz demeyiz. Belli ölçüde anlaşırız da. Ama bir yer var ki bizi çok rahatsız etti.

Gezilecek yerlerin tarihi, doğal, kendine has güzelliklerinin sadece işletmelerin kendi mallarıymış gibi sahiplenmesini çok yanlış buluyoruz. Nebiler Aşıklar Şelalesi tam da böyle bir yer. Dikili ile Ayvalık arasında, Nebiler Köyü’nde yer alıyor. Ağlayan Mağara ve Ece Çağlayanı burada… Şelale, mağara ve çağlayan güzel, ancak işletme burada büyük fırsatçılık yapmış. Giriş ücretinin ödenmesinde sorun yok. Ancak; şelale, mağara ve çağlayana giden tek yolun, bu işletmenin restoranının direkt olarak içerisinden geçmesi, ayrı bir yol olmaması garibimize gitti. Masalarda gözleme yiyenlerin arasından mecbur bırakılarak yürümek, masada oturmadan, ayaktayken bile sürekli bir şey yiyip içmeniz için tacize uğramak, işletmenin soyguncu tavrına maruz kalmak hiç hoş olmadı. Daha da buraya gelmem, kimseye de gelin demem. Saçma da bir sloganları vardı: “Eşinizden sonra göreceğiniz ikinci en güzel şey.” Tövbe tövbe. Böyle de sakince anlatmış olalım…

-O kadar saçma ki insanın inanası dahi gelmiyor. Bu neymiş böyle ya. Ters birine gelse dalarlar adama. Tam bir saçmalık. Siz iyi sabretmişsiniz…

Turizmi böyle böyle katlediyorlar. Muhtarlıklar, belediyeler filan hep el ele…

Bir film ya da dizi çekme şansınız olsaydı hangi türde, nerede ve neden orda çekmek isterdiniz?

Açıkçası bir elektronik müzik festivalinde başına türlü olumlu ve olumsuzluklar gelen birden fazla kahramanın yaşadıklarını konu alan bir film çekmek isterdim. 4 ana karakter, festival öncesi, esnasının çekilmesi ve sonrasında yollarının kesişmesi olarak final yapacak bir film olabilirdi. Karakterlerden biri de ana sahnede programı olan büyük bir headliner dj olabilir. Örneğin; 400.000 kişinin katıldığı Tomorrowland bu filme ev sahipliği yapabilir. Düşüncesi bir heyecan verici…

Biz dansı severiz ama elektronik müziği pek daha bir severiz. Festivaller olur, biz gideriz.

-Cevap, harika.👍

Türkiye’de ve dünyada en beğendiğiniz plaj hangisi? En beğendiğiniz plaj Türkiye’deyse tek cevap verebilirsiniz.

Türkiye’de o kadar güzel plajlar var ki; size belki 50 favori plajı sayabiliriz. İçlerinde birkaçı öne çıkar. Palamutbükü/Datça/Muğla, Orak Adası/Bodrum/Muğla, Akbük Koyu (Gökova Körfezi)/Menteşe/Muğla, Garip Adası/Dikili/İzmir, Yassıca Adaları (Göcek)/Dalaman/Muğla, kötü anılarımız olsa da Kaputaş Plajı/Kalkan/Kaş/Antalya, Suluada/Kumluca/Antalya, Habbele Plajı/Bozcaada/Çanakkale, Kadırga Koyu/Assos/Ayvacık/Çanakkale, Kefaloz Plajı/Gökçeada/Çanakkale, İtalyan Koyu/Keşan/Edirne

Garip Adası (Bademli/Dikili)

Ancak, birini seçmeniz gerekirse, Seçil için Garip Adası/Dikili/İzmir, benim için ise Suluada/Adrasan/Antalya diyebiliriz.

Suluada

Yurt dışında, Seçil için Rodos’taki Antony Queen Koyu, benim için ise; Adriyatik Denizi kıyısında Karadağ’ın Bar şehrine bağlı, sadece deniz ulaşımı olan harika bir plaj: Kraljichina Beach (Kraliçe Sahili)/Bar/Karadağ şeklinde favori plajlarımızı söyleyebiliriz. Agios Pavlov Beach de bunlara ilave edilebilir.

Antony Queen Koyu

Türkiye’de ve dünyada, kış turizmi olarak tercih ettiğiniz ya da merak ettiğiniz bir destinasyon var mı, varsa neresi?

Kış turizmi denince akla ilk gelen yer Uludağ tabi ki. Yakınlık, çeşitlilik ve aktivite fazlalığı sebepleri ile Uludağ tercih sebebimiz. Ancak; Tomorrowland Winter (elektronik müzik festivali olur kendileri) organizasyonun yapıldığı Fransa Batı Alpleri Alpe d’Huez merak noktamız.

-Daha önce gittiniz mi?

Uludağ’a gittik. Hatta en son 3 hafta öncesindeki Snowweekend Festivali’nde Uludağ’daydık. Dj’lerin Afterski performansları, kayak, çevre keşfi gibi etkinlikler yaptık. Seçil kayak ve board ile kayabiliyorken benim için ise başlangıç seviye kayakçı diyebiliriz. Fransız Alp’leri ise gitmek istediğimiz bir destinasyon. Belki daha öncesi Bulgaristan’daki Bansko ile başlarız. 3 hafta sonra festivalleri başlıyor.

Türkiye’de ve dünyada en çok merak ettiğiniz ve gitmek istediğiniz yer neresi? En merak ettiğiniz yer Türkiye’de ise tek cevap verebilirsiniz.

Kapadokya ve Karadeniz hakkı verilerek gezilmesi gereken yerler arasında bizce, merakımız da epey var. Yine Mardin ve Göbeklitepe bölgenin öne çıkan yıldızları. Planımızın ana durakları elbette ki bunlar olacaktır. Yurtdışında ise; Mayaların Efsanevi Yerleri, Yucatan, Kuzey Işıkları için Finlandiya, Moskova ve St Petersburg (Beyaz Geceler) Rusya, İskoçya, Petra için Ürdün, Bali Endonezya, Amsterdam, Tomorrowland Müzik Festivali için Belçika. Ayrım yapamadık pek. Gözlerimiz şu an kalp kalp, çok kalp…

Tek bir yer söylersek de yurt içinde Kapadokya ortak sesimiz olarak yankı buluyor. Yurtdışında ise Seçil tercihini, Kuzey Işıkları için Finlandiya’nın Roveniemi kentinden yana kullanırken, Tomorrowland Müzik Festivali’nin yapıldığı Belçika’nın Boom kenti ise benim favorim olarak kayıtlara geçiyor.

-Kuzey ışıkları için Tromso en ideal yerlerden ama destinasyon olarak Roveniemi(Finlandiya) daha popüler.

-Türkiye’deki çoğu yer gibi saydığınız yerleri de görmek nasip oldu. Umarım, sizlere de en kısa zamanda görebilmek nasip olur.

Çok ümit ediyoruz, iyi dilekleriniz için de pek teşekkür ediyoruz. Şu röportaj bize kendimizi bir daha değerlendirme fırsatı sağladı.

-Memnun oldum. Sizlere faydam da olduysa ne mutlu bana…

Burada yaşarım yada yaşamak isterim dediğiniz bir yer var mı, varsa neden ve neresi?

Caddeleri denize açılan, özgür bir yaşam sunan, iklimi bizi üzmeyecek, bize yenilikler sunabilecek bir yer. Başvurumuz kabul olursa hemen Roma İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve Roma Cumhuriyet Ortaokulu’na tayinlerimizi istiyoruz. Ya da Monte Carlo’ya da bir şans verebiliriz. Lüksün farklı bir tanımı olarak, sanki bu dünyadan değilmişçesine yaşanan bu şehir de bizi kabul ederse pek mutlu oluruz. Ülkede vergi uygulamasının olmaması bizi bu fikre itmedi, hayır, hayır, yanlış anlamayın.😃

Monte Carlo

Tayin dilekçesini hazırladık. Olur sizin iş derseniz hemen başvuruyoruz.

Burada yaşayamam, bana göre değilmiş dediğiniz yer ya da yerler oldu mu, Türkiye’de ve Dünya’da?

Açıkçası özgür bir ruha sahip olduğumuz için rahat ve sorgusuz bir yaşam sürüyoruz. Şu an yaşadığımız yer bize bu imkanı sağlıyor. Özellikle bir bölge belirtmeyelim ama mahalle ve toplum baskısını hissedeceğimiz herhangi bir yer bizim yaşamak istemediğimiz yer olacaktır. Özgürlük var, toplum baskısı yok…

Türkiye’de ve dünyada bugüne kadar sizi yaşamıyla, kültürüyle, insanlarıyla en çok zorlayan ve kendinizi evinizde gibi hissettiğiniz bir yer oldu mu? Olduysa neresi?

Zorlayan dediğimizde, özellikle bir yer belirtemeyiz belki. Ama daha önce de bahsettiğimiz gibi ikimiz de toplum baskısını ve kapalı toplum anlayışını sevmeyen kişileriz. O nedenle bu özelliklere sahip bir yerde yaşamak bizi bir hayli zorlar. Kendi evimizde gibi hissedeceğimiz yer ise; Türkiye’de kuşkusuz İzmir olurdu. Keza Çanakkale “Küçük İzmir” olarak bilinir. Böylece sadece evimizi büyütmüş oluruz. Yurtdışında da yine benzer bir şehir olarak ve gittiğimizde hiç de yabancı hissetmediğimiz Selanik olabilir. Balkan kökenli olmamızdan dolayı belki de “toprak çekiyor” diyebiliriz.

İzmir

Yunanistan’ın Türklere karşı olan tutumunu dahil etmeyerek Selanik diyoruz tabi.

-Toplum baskısını sanırım seven kimse yoktur.

İnsanlar yaşadıklarını gizlemek zorunda kalıyor. İyiyi oynayıp rol yapıyor. Kendince bir defans geliştiriyor. Umarız ki baskının önce şiddeti azalır, sonra da ortadan kalkar. Ama zor…

-Bence imkansız. En azından biz görmeyiz gibi. 😃

Adrenalin içeren aktiviteler sever misiniz? Seviyorsanız, yaptığınız en heyecanlı aktivite neydi?

Hareketli bir yaşama sahibiz. Dans, spor, müzik, parti, festival, deniz vb. hep hayatımızda var. Ekstreme spor olarak çok heyecan aramadık. Hiç kontrolü kaybetmedik, heyecan da aramadık. Sanırım biz kontrolümüz dahilindeki aktivitelerden daha çok hoşlanıyoruz. Adrenalin içerenlerden az biraz uzağız. Ama şunu çok isteriz: Köpekbalıklarının olduğu bir suda yüzmek. Kötü sonuçlanan film senaryolarını aklımızdan çıkarırsak bence başarabiliriz. Köpekbalığı merakımız umarım başımıza iş açmaz.

-Ona, bir akvaryum dalışıyla da başlayabilirsiniz. Biz, öyle yaparak en azından kendimizi avuttuk.😉😃Yalnız bu kadar hareketli bir yaşama sahip olan birinden bu cevaba şaşırdım. 😯 Paraşütle atlama v.s. bekliyordum. 😉

Yok yok, kesinlikle değiliz. Kamp da yapamayız biz. Konfor seviyoruz. Az biraz korumacı, kıyıda köşede durmacıyız. Hiçbir aktiviteden kusur kalmıyoruz ancak kıvamında, ayarında dahil oluyoruz. Akvaryumda köpekbalıkları da var mıydı? Hemen adresini alalım.

-Olmaz mı. İstanbul Florya’da. İstanbul Akvaryumdu sanırım. Avm’nin içinde.

Listeye eklendi.

Türkiye’de ve dünyada sizde hayal kırıklığı yaratan bir yer ya da yapı oldu mu, olduysa neresi?

Ders kitaplarında da ballandıra ballandıra anlatılan Manavgat Şelalesi bizim için büyük bir hayal kırıklığı idi. Daha heybetli ve adındaki fonetik gibi güçlü bir şelale beklemiştik. Olmadı. Dünyadan örnek veremiyoruz. Her yeri mütevazilik ve düşük beklenti ile geziyoruz.

-Aynen. Genişlik açısından iyi ama yükseklik bakımından iyi değil. Birde, birkaç sene önce gittiğimde baraj yapmışlar. Baraj kapaklarını kapatınca, şelale tamamen kayboluyor. Akşam saat 5’ten sonra falandı sanırım kapaklar açılıyormuş. Saçma sapan bir şey.

Biz de çok anlamsız bulduk. Bu muymuş? dedik.

Şimdi reklamlar. 😂🤣 TÜRKİYE’NİN EN GÜZEL 15 ŞELALESİ yazısını okumak isterseniz tıklayabilirsiniz….

Ehhh tabi, Karadeniz dedin mi şelaleyi orada göreceksin. Güzel bir liste olmuş. Düden’i çok beğendik bizler de.

Türkiye’de ve dünyada hayran kaldığınız bir yer ya da yapı var mı, varsa neresi?

Birden fazla yer söyleyebiliriz: Anıtkabir, Aspendos Tiyatrosu, Selimiye Cami, Dolmabahçe Sarayı, Patara Kum Tepeleri, Sümela Manastırı, Siena, Vatikan Müzesi, Romanya Parlamento Sarayı, Pompei, Monte Carlo, Barcelona La Rambla ve Salvador Dali Müzesi etkilendiğimiz yerler arasında.

Vatikan Müzesi

Tek bir yer söylemek gerekirse de ikimizin ortak fikri tabi ki Anıtkabir. Benim için Dolmabahçe Sarayı, Seçil için ise Aspendos Tiyatrosu. Yurtdışında ise; Benim için Romanya Parlamento Binası, Seçil için ise Vatikan Müzesi.

Romanya Parlamento Sarayı

Türkiye’de ve dünyada en beğendiğiniz, hafızanıza kazınmış manzara hangisiydi?

Bozcaada Polente Feneri kıyısındaki rüzgâr güllerine paralel bir şekilde günbatımı izlemek adeta bir görsel şölen sunuyor. Bir de masanız, şarap ve yan giderleri ile donatılmışsa…

Bozcaada Polente Feneri Rüzgâr Gülleri

Yurtdışında ise Makedonya’nın Ohrid şehrindeki Ohri Gölü kıyındaki Aziz Naum Manastırı’nda izlediğimiz günbatımı halen gözümün önünde… Az biraz kavgalıydık ama manzara harikaydı.

Aziz Naum Kilisesi (Ohri Gölü)

Tek bir helikopter turu yapma şansınız olsaydı, hangi şehrin üzerinde yapmak isterdiniz?

Kesinlikle ortak fikrimiz olarak New York yanıtını veriyoruz.

-Tahmin etmiştim diyebilirim.

Yaaa, gerçekten mi?

-Çünkü orada helikopter turu popüler. Tam helikopter turluk yer. Soruyu yazarken bile insanın aklına ilk orası geliyor.

Ehehehe, kesinlikle öyle. O güzelim şehir ancak helikopter ile hakkını vere vere gezilebilir.

Seyahatlerinizde başınıza ilginç ya da komik bir olay geldi mi? Geldiyse kısaca bahsedebilir misiniz?

Göcek’te tekne turundan dönmüştük. Otelimize doğru sahilde ilerliyorduk. Terliklerimiz de ıslak olduğundan zaman zaman “fışt” diye ses çıkararak ayağımızdan çıkıyordu. Yine bir restoranın önünden geçerken Seçil’in ayağından terlik “fışt” sesiyle çıktı. Restoran görevlisi de birden fırlayarak, profesyonel bir samimiyet ile “Buyurun, hoş geldiniz.” diyerek bizi davet etti. Tek amacımız otelimize dönmek iken; her hamleyi gole çevirmek isteyen bu görevliyi kibarca reddetmek durumunda kaldık. Bizler için olay çok komikti.Yine Fethiye’de Paspatur bölgesindeki barlarda eğlenirken, yasadışı madde etkisindeki bir kızın, korku karakteri “Annabelle” kıvamındaki bakışları çok ilginçti.

-Aman aman öylelerine dikkat edin, ne yapacakları belli olmaz. Karşınıza mı çıktı yavaşça uzaklaşın yakınından. Alkol bir yere kadar da madde bağımlısı olandan uzak durmak gerekir.

Evet kimyasal bir etkinin sonucu tahmin edilemeyebilir.

Kötü olay ise benim doğum günü için yaptığımız planların bozulmasını örnek verebiliriz. Kaputaş Plajı ve ardından uğrayacağımız 3 Kaş plajı ve özel akşam yemeği planı, Kaputaş’ta benim cep telefonumun çalınması ile hüsrana uğramıştı. Sahilde birer hafiye edası ile telefonu aramak, suçlu görünen tatilcileri göz hapsine almak, Jandarma’ya derdimizi anlatıp ifade vermek ve çabalarımızın anlamsız kalması ile Fethiye’ye dönüp tekrardan yeni bir cep telefonu almak, finalde ise Kaş’taki otelimize gitmek… Hırsız kişiyi halen hak ettiği şekilde anıyoruz.

Seyahatlerinizde unutamadığınız, tadı damağınızda kalan bir lezzet var mı, varsa nedir?

Geldik lezzetli bir konuya. Edirne Ciğerci Aydın. Edirne’de üç şubesi var. Hepsinin önünde aynı kuyruk… Beklemeye kesinlik değiyor. Farklı yıllarda (3-5-7 yıl arayla) tatmış olmamıza rağmen halen aynı lezzet, tazelik ve tatta. Karadağ Budva’da Stari Grad (Tarihi Old Town)’da Pizzeria Luka’s adında küçük bir pizzacı. Hemen yol üzerindeki büfesinden alıyorsunuz. Tabelasında Pizza Smiley de yazıyor. İşte o meşhur, sebzeli “siyah pizza” burada. İnanılmaz bir lezzet. Türkiye’de de sevdiğimiz pizza lezzeti Pizza Loca bizlere Budva’yı hatırlatabiliyor.

Edirne Ciğerci Aydın

Yunanistan’ın Kavala şehrinde, limana yakın kordon üzerinde Orea Mitilini Restoranda midyeli pilav efsaneydi. Birçok deniz mahsulü yemek yapıyorlar; ancak şiddetle tavsiye edeceğimiz lezzet mideli pilav. Fethiye çıkışlı Servet Şekerleme’nin şeker ilavesiz lokumlarının tadı hala damağımızda yer alıyor. İnternet satışları da var, bazen hasret gideriyoruz. Hediye için de olur ama önce kendinizi düşünün. Portofino’da yediğimiz fırından yeni çıkmış Focaccio adlı börek.

Foccacio Börek

FETHİYE yazısına göz atmak isterseniz tıklayabilirsiniz…

‌Sırf şu lezzet için bile gidilir dediğiniz bir yer var mı varsa neresi?

Gaziantep ve Hatay… Tam bir Gastronomi Turu olacaktır. Kilo almayı göze aldığımız bir zaman rotamıza tekrardan girecek. Nohut Dürümü, iki farklı etten yapılan Ali Nazik, Kilis Tava, kuru patlıcan dolması ve künefe… Ağzımız sulandı sanırım.

Yurtdışı ise; tekrar Floransa’da Caffe Gamrinus’da “Niaccolate” kahve yanında Caffe Gilli’den tiramisu yemek için gideriz.Yurtdışında birde, Belgrad’daki geyik eti lezzetleri bizde merak uyandırıyor. Biletleri alındı bile. Temmuz ayında 1 haftalığına oradayız.

Caffe Gilli

-Benim de canım çekti. 😃

Üfff hem de nasıl.

Elinizde olsa şurada şunu değiştirmek isterim dediğiniz bir yer ya da yapı var mı varsa neden?

Tarihi ve turistik yerlerde adeta gölge gibi peşinizden gelip bir şeyler satmaya çalışan kişilerin taciz etmemelerini tercih ederiz. Bu durum bazı durumlarda fazla ısrarcı tavırları ile yerli-yabancı turisti ürkütme boyutuna gelebiliyor. İlk değişiklik yapacağımız şey bu olurdu.

-Onu bende sevmiyorum ya. Birde oranın tarihini anlatıp para bekleyenler.

Son olarak takipçilerinize söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Seçil ve ben, tanıştığımızdan beri birlikte daha öncesinde ise ayrı ayrı gezen gezginleriz. Şairin de dediği gibi “Gezmek bizde huydur.” Biz en çok bu huyumuzu seviyor ve böyle huylu insanlarla etkileşim halinde olmak istiyoruz ve çabalıyoruz. Kendimizi ifade etme işinde yeniyiz ama azimli ve çok istekliyiz. Özellikle kısa, öz ve plan yaparken akıldan geçebilecek fikirlerimizi ve yaşantılarımızı “seçme.gezgin” adına ait farklı platformlarda ifade etmek istiyoruz.

İlber Ortaylı Hocanın da dediği gibi “Maun Mobilyalarımızı” yaşlandığımızda almak istiyoruz. Öncesinde daha gezilecek çok yerimiz, göreceklerimiz, dinleyeceklerimiz, izleyeceklerimiz, tadacaklarımız ve anlatacaklarımız var. Bu uzun ama keyifli yolda bize eşlik edenlere çok teşekkür ederiz. Deneyimlerimizi aktarabildiğimiz bu röportajı sağladığınız için de sizlere pek teşekkür ediyoruz. Umuyoruz ki gezenler, gezmek isteyenlere ilham oluruz. Emeklerimize sağlık.

-Mete Bey, çok teşekkür ederim. Bana zaman ayırdığınız için. Çok keyifli bir röportajtı. Çok memnun kaldım.

Bizler de pek memnunuz. Çok keyif aldık. Kendimize bir ayna tutup bir daha baktık.

31 Beğen

Yapılan Yorumlar

  1. 11 ay önce

    Ellerinize sağlık, çok güzel bir röportaj olmuş, güzel yerleri listeye aldım.

  2. Mozaik taşları oldukça ilgimi çekti.Hiç duymamışım…

  3. Çok sempatik bir çift. Çok güzel bir röportaj olmuş. Bavullarda da maaşallah yok yok… :)))

  4. 11 ay önce

    Meslekleri görmeden okusam, çifti muhtemelen turizmci ya da tv programcısı falan sanardım. Adam ne yazmış mübarek. Bıraksan daha anlatacak gibi. Helal olsun. Çok tatlılar ama çift olarak. Keyifli de bir röportaj olmuş. Yolları açık olsun.

  5. Harika olmuş gerçekten. Çok uyumlu bir çift. Yola çıkarken en önemli bir olan da yanındaki insan 🙂 Röportaj için teşekkürler.

  6. Bir kus olup uçasım geldi Floransaya:)

  7. Büyüklerimiz boşuna” ÇOK GEZEN ÇOK BİLİR”dememişler.Harika bir röportaj…

  8. Bakıyorum da tüm geziler eğlenmek üzerine. Gezmişler, yemişler, boyalı moyalı festivallere gitmişler. Olsa da gitsek, çok sıkıldık.

  9. Güzel bir röportaj olmuş. Karı koca seyahatin hakkını vererek iyi geziyorlar. Lakapları boşuna takmamışlar kendilerine.

Bir Cevap Yazın