PERAST

PERAST

Perast, Karadağ’ın Kotor Körfezi’nde yer alan küçük bir sahil kasabasıdır. Kotor‘a yaklaşık 20 dk. mesafede bulunan Perast, İlarya’lılar tarafından kurulmuştur. Ancak, en görkemli yıllarını Venedik’liler zamanında yaşamıştır.

Perast, yarım günde gezilecek kadar küçük bir kasaba olmasına rağmen, son derece keyifli ve huzurlu bir yer.

St. Nicholas Kilisesi, 1691 yılında yapılan, katolik bir kilise. Çanlar ise 1713 yılında eklenmiş ve döneminde Avrupa’nın en büyük çanları olma özelliğine sahipmiş.

Deniz kenarında tarihî, küçük bir müze olan Perast Müzesi ise gemi maketleri dahil, çeşitli eserleri bünyesinde barındıyor. Mimari olarak Barok ve Rönesans esintileri de taşıyor. Ancak, Pazartesi günleri kapalı. Aklınızda bulunsun.

Smekja Palace, Perast’ın en büyük ve en eski sarayı. İki parttan oluşuyor. İlkinin inşası 1764 yılında, ikincisinin inşası ise 1936 yılında tamamlanmış. Geneli sade olan yapıda detaylara inildiğinde Rönesans ve Barok dokunuşları bir arada görmek mümkün.

Saray günümüzde ise, burada kalabileceğiniz en güzel otellerden biri olan Heritage Grand Perast by Rixos’a ev sahipliği yapmakta. Otelin hemen yanındaki yapı da St. Mark’s Kilisesi. Bu kilise, 1760 yılında, Matija Stukanović tarafından, yerel kardeşlik için özel olarak inşa edilmiştir. Bu kilise, ana rolünün yanı sıra, Perast’ın soylu vatandaşlarının gömülmesi için türbe olarak da kullanılmış. Ancak artık, otelin bir parçası ve kilise olarak kullanılmıyor.

St. John The Baptist Kilisesi de gezerken gözünüze çarpan küçük bir kilise ama ziyarete kapalı.

St. Nicholas Kilisesi dışında, gezerken de çan kulesiyle gözünüze takılan bir diğer Katolik Kilise ise Rimokatolička Crkva Gospe od Ružarija. Türkçesi, Meryem Ana Roma Katolik Kilisesi. Ancak bu kilise, deniz kenarında değil de daha üst kısımda.

Perast’taki tek Ortodoks Kilisesi olan Meryem Ana’nın Doğuşu Kilisesi ise 1757 yılında inşa edilmiştir.

Perast’ın tam karşısında yer alan Sveti Dorde ve Our Lady Of The Rocks Adaları’na Perast merkezden kalkan teknelerle mutlaka gitmenizi öneririm. Ancak, Sveti Dorde Adası, ziyarete kapalı. Sadece, dışarıdan görülebiliyor. Bence, Perast’ta yapılmadan dönülmemesi gereken bir tur. Fiyatı, 5 Euro.

Our Lady Of The Rocks, tamamen insan eliyle yapılmış bir ada. Oluşumu dini nedenlere dayanıyor. Çıktığı seferden dönen bir denizci (kimilerine göre ise birkaç balıkçı) bu noktada bir Meryem Ana ikonası bulur. O günden sonra Perast halkı seferden dönen her denizci için buraya taş atmaya başlar. Zamanla biriken taşlar bu küçük adayı oluşturur. Bu gelenek, her yıl 22 Temmuz’da düzenlenen Fasinada Festivali ile yaşatılmaya devam ediyor. Adanın üzerinde minik bir kilise ve müze de mevcut.

Adanın çevresi harika. Kilisenin içini gezmek isterseniz, biraz sıra var. Sırayı göze alırsanız gezebilirsiniz. Yanlış hatırlamıyorsam 5 Euro’ydu. 1722 yılında restore edilen kilisede, 17. yüzyılın ünlü Perast barok sanatçısı Tripo Kokolja’nın, 68 tane tablosu mevcut. En önemli tablosu ise 10 m. uzunluğundaki, Meryem Ana’nın Ölümü. Ayrıca İtalyan sanatçıların tabloları ve Kotor’lu Lovro Dobričević’in, Our Lady of the Rocks tablosunun bir ikonu (yaklaşık 1452) bulunmakta. Kilise ayrıca, gümüş adak tabletlerinden oluşan bir koleksiyona ve Perast’lı Jacinta Kunić-Mijović tarafından işlenen, ünlü bir adak duvar halısını da bünyesinde barındıyor. Sevgilisinin uzun bir yolculuktan dönmesini beklediğinden, sanatçının bu halıyı bitirmesi 25 yıl sürer. Sonunda da maalesef kör olur. Yapımında altın ve gümüş iplikler kullanılan bu halıyı bu kadar ünlü yapan şey ise sanatçının, içine kendi saçını da işlemesiymiş.

Ayrıca, adanın ucunda bulunan deniz fenerinin yanından, Perast, Sveti Dorde ve Meryem Ana Katolik Kilisesi, tek bir kareye sığıyor.

Sveti Dorde Adası, Our Lady Of The Rocks’ın aksine doğal bir ada. Üzerindeki, 12. y.y’dan kalma St. George Benedictine Ortodoks Manastırı aktif olarak kullanıldığı için maalesef ziyarete kapalı. Yıllardır, Subotica Piskoposluğu tarafından kiralanmış durumda. Adada, soylulara ait eski bir mezarlık da mevcut. Ayrıca ada, İsviçreli sembolist ressam Arnold Böcklin’in, Ölüler Adası tablosuna da ilham olmuş.

Konaklama için seçenek çok. Tıpkı restaurantı gibi, Conte Hotel‘e göz atmanızı öneririm. Ancak sizler, zevk ve bütçenize göre, birçok seçenek arasından, istediğinizi tercih edebilirsiniz.

Perast’ı, Karadağ gezinizde, mutlaka planlarınız arasına alın. Deniz tatili için değil de sadece kültür turu için Karadağ’a gidiyorsanız, bence en güzel zaman, Ekim sonu ya da Kasım başı.

Kendinize dikkat edin, sağlıcakla kalın…

27 Beğen

Yapılan Yorumlar

  1. Görseller tek kelimeyle muhteşem.

Bir Cevap Yazın