7 SAATLİĞİNE AYVALIK

7 SAATLİĞİNE AYVALIK

Geçtiğimiz yılın, Eylül ayının ilk günüydü. Günlerden pazardı. Bir gece önce yarın pazar, acaba ne yapsam, yarın bütün gün evde dinlensem mi, dışarı çıkıp dolaşsam mı yoksa bir yerlere kaçsam mı diye, düşünüp duruyordum.

Ya kaçacaktım bir yerlere ya bütün gün evde takılacaktım yada kuzeni arayıp dışarıda takılacaktık. Diğer arkadaşlarımın hepsi farklı yerlerde çalışıyorlardı çünkü.

En zoru da karar vermekti ama aklımda Ayvalık vardı.

Ertesi sabah, namazı kıldıktan sonra, hâlâ kararsız olsam da Ayvalık ağır basmaya başlamıştı.

Hatta bir ara yattım ama çok geçmeden, tekrar kalktım. Dedim ki kendi kendime biraz rutin dışına çıkayım.

Ara sıra rutin dışına çıkmak iyidir. Biraz kafayı dağıtıp, deşarj olmak, insana iyi geliyor.

Hemen kafa dengi olan dostuma, mesaj yazdım. Aslında, arkadaşım öğretmen, ertesi gün de okul başlayacağından, zaman sıkıntısı olduğunu tahmin ediyordum ama içime de sinmedi. O yüzden, mesaj yazdım. Cevap gelmedi tabii.

Sonra kahvaltımı ettikten sonra hazırlanıp, yola çıkmak için arabaya bindim. Hareket etmeden önce tekrar mesaj yazdım, yine cevap yok.

Sonra yolculuk başladı. Şarkı söyleye söyleye yola devam ediyordum. Derken bir ara telefon çaldı, hemen duramadım. Hemen, bir benzinliğe çekip, ben aradım bu sefer.

Dostum; Kardeşim, nerdesin diye sordu? Dedim ki; Bursa’yı geçtim. Şurdayım. O da, keşke geceden haber verseydin çok ani oldu dedi. Bende durumu anlattım.

İstersen, geleyim dedim. Sen bilirsin, gelirsen, gelirim dedi ama yarın okul var, şu saatlerde dönebiliriz, değil mi dedi. Nasipse döneriz dedim. İleriden bir dönüş buldum ve döndüm geri.

Hatta dostumun eşi şaşırmış, hakikaten dönecek mi diye. İnsan, dostum dediği kişi için bu kadarcık bir şeyi de yapmayacaksa, zaten O’na hiç boşuna dostum demesin. Hiçbir anlamı yok çünkü.

O kişi aslında O’nun dostu falan değil, birbirlerini kandırıyorlar demektir.

YOLACİKMAKCOM TRENDLER

Yarım saat, kırk dakika sonra evinin önünde buluşup, tekrar yola koyulduk. Saat sabah 10.30’du. Düşündük, zamandan kazanalım, trafik de olabilir, paralı yolu kullanalım diye.

Zaten normal yolu kullansaydık, yol üzerinde Mustafakemalpaşa‘ya bağlı Güllüce‘de, NGS‘de meşhur kemalpaşa tatlısını yemek için, muhtemelen mola da verirdik.

Saat 13.00 civarı Ayvalık’a vardık. Sarımsaklı plajı bizi bekliyordu. İkimizde ilk defa girecektik. Dostum ilk defa geliyormuş Ayvalık’a, ben daha önce gelmiştim ama mevsimlerden sonbahar, aylardan ekimdi.

Kafa dinlemeye gitmiştim, yalnız başıma. Plaj kapalıydı ama zaten benimde denize girmek gibi bir niyetim yoktu.

Sarımsaklı Plajı(Suyu epey soğuk)

Vaktimizin birkaç saatini plajda geçirip, duşumuzu aldıktan sonra, Şeytan Sofrasına gittik. Orada bir kere daha şahit oldum ki bizim insanımız ne kadar da çok batıla meraklı.

Şeytan Sofrası

Şeytanın Ayak İzi olduğuna inanılan ize, para atıp dilek diliyorlar. Maalesef bunu yapanlar da az değil.

Ayvalık Merkez Gün Batımı

Daha sonra Ayvalık merkeze geçip, arabayla kısa bir tur attıktan sonra, arabayı park edip Tostçular Çarşısı’nda Ayvalık Tostu yedik. Buradaki tostların lezzeti bir başka. Tost yiyecekseniz, bu çarşıda yeyin. Her şeyi yerinde yiyeceksin lafı, boşuna söylenmemiş.

Tostu yerken, birden herkes ayağa kalktı. İlk başta ne olduğunu anlayamadık. Olay var zannettik. Sonra, meğersem hergün belli saatte, İstiklal Marşı okunuyormuş, onu öğrendik. İstiklal Marşı’nı okuyup, tostumuzu yemeye devam ettik.

Tostçular Çarşısı

Ev yapımı ayranla beraber tostumuzu yedikten sonra hemen karşıda bulunan The Pub Cafe’ye geçip, denize karşı çaylarımızı yudumladık. Güzel mekan yapmışlar, müzikleri de güzeldi.

Çaylarımızı bitirdikten sonra diğer bir ismi de Alibey olan Cunda Adası’na geçtik. Orada dolaştık bir süre, sonra oturduk bir yere, dondurma yedik. Güzel dondurmaları vardı.

Cunda sokaklarında dolaşmak oldukça keyifliydi.

Cunda Adası Sokakları

Cunda Adası‘nın sokaklarında dolaşmadan önce Tarihi Un Değirmeni ve Rahmi Koç Müzesi‘ne de vakit ayırmanızı öneririm. Hem gezer hem de güzel kareler yakalayabilirsiniz. Biz, sevdik.

Rahmi Koç Müzesi

İsterseniz de Cunda’ya geçmeden önce Ayvalık’ta Cennet Tepesi’ne çıkıp, oradan manzaranın tadını çıkarabilir, ondan sonra Cunda’ya geçebilirsiniz. Biz, çıkmadık.

Cennet Tepesi’den manzara

Ayvalık’a özgü, sardalya balığının yavrusu olan Papalina balığını da Ayvalık’a kadar gelmişken tadabilirsiniz.

Papalina Balığı

Yemek için bir sürü seçenek var. Liman Balık Evi’ni önerebilirim, fiyatları makul. Yalnız tostu Ayvalık’ta, balığı Cunda adasında yeyin diyenler de epey fazladır.

Ayrıca, üzümden elde edilen koruk suyu da denenebilir, Ayvalık‘a gelmişken.

Zeytinyağından, sanırım bahsetmeme gerek yok. Ayvalık’tan dönmeden, tadımlık da olsa meşhur zeytinyağından almadan dönmek de pek sık rastlanılan bir şey olmayabilir diye düşünüyorum.

Saat 13.00 civarı vardığımız Ayvalık’tan yaklaşık saat 20.00’ye doğru ayrılıyorduk. Birlikte, çok keyifli bir gün geçirdik. İyiki gelmişiz, değdi, dedik.

Dostum, çok beğendi Ayvalık ve Cunda’yı. İlk kez geliyordu ama hemen sonrası için konuşmaya başlamıştık.

Önceleri Ayvalık‘ı, bilerek es geçiyorduk. Daha güneyi tercih ediyorduk, her seferinde. Yoksa Ayvalık‘ı beğenmediğimizden değil. Tercih meselesi.

Zamanımıza göre, yakın da olduğundan alternatif olarak burayı tercih ettik, bu sefer.

Ben, böyle kafam estiğinde, günübirlik kaçamak yapmayı severim. Bir yerlere gidip, günlerce kalmak için her zaman vakit bulamıyoruz. O genelde, yazın oluyor. Her zaman da değil.

Çoğu zaman da yalnız geziyorum çünkü herkesi her zaman denk getiremiyorum. Denk gelirse elbette kafa dengi dostum veya arkadaşlarımla da geziyorum. Onun keyfi de ayrı oluyor ama onu denk getirmek de kolay olmuyor.

Birileri denk gelecek diye de beklersek, hiç bir yere gidemeyiz. Onun için karar verdi mi, yalnızım falan demiyorum, yola çıkıyorum.

Kendinize dikkat edin. Sağlıcakla kalın…

5 Beğen

Yapılan Yorumlar

  1. Hiç gitmeyip merak ettiğim bir yer ayvalik

  2. Gezi ve dostluk uzerine harika samimi bir yazi

Bir Cevap Yazın